BİR RÖPORTAJDAN...
HER YAZDIĞIMDA HARİKALAR
YARATMIYORUM
Çalışkan bir edebiyatçı olduğunu, vaktinin büyük bölümünü
yazı masasının başında geçirdiğini de belirten Pamuk, “tabii her yazdığımda
harikalar yaratmıyorum, ama devam ediyorum” dedi. Son kitabı Öteki Renkler’den
bölümler de okuyan Pamuk, daha sonra soruları yanıtladı. Önce resme olan
merakının yaşamında etkili olduğunu, sonra ailesinin de etkisiyle mimarlığa
yöneldiğini, ancak son olarak yazarlıkta karar kıldığını anlatan ve genellikle
bunu anlattığında kendisine “neden” diye sorulduğuna dikkat çeken Pamuk, “bu
soru her sorulduğunda ışığa tutulmuş bir tavşan gibi hissederim kendimi. Bu
sorunun açık, tek bir bir yanıtı yok. Aslında yanıt ‘İstanbul’ romanımda. Bu
kitabı bunu anlatmak için yazdım” dedi. Şiir ve resmi karşılaştırması istenince
resmin donuk bir zamana ait olduğunu, şiirin ve edebiyatın ise zamana dair
olduğunu belirten Pamuk, birinde mekanın, diğerinde ise zamanın vurgusunun güçlü
olduğunu ifade etti. Proust, Tolstoy, Dostoyevski gibi yazarlardan etkilendiğini
de belirten Pamuk, çocukluk ve gençlik yıllarında sürdürdüğü resim sanatıyla
olan ilişkisinin edebiyatla olan ilişkisine de yansıdığını, resim sayesinde
romanda yer alan kişilerin etrafındaki objeleri tasvir etmenin de kolaylaştığını
kaydetti. Bir dinleyici Pamuk’un Londra’da, Berlin’de takdirle karşılanıp
ödüllendirildiğini, Türkiye’de ise hapse atılmaya çalışıldığını öne sürdü ve
ünlü yazardan bu paradoksu değerlendirmesini istedi.
|