TÜRK DESTANLARI
Türklerin bilinen birçok destanı vardır. Bir destanın oluşmasında üç aşama
vardır. Toplumu derinden etkileyen bir olay meydana gelir. Sonra toplumun
içinden yetişen şairler, ozanlar o olayla ilgili şiirler söylerler. Üçüncü ve
son aşamada bu şiirler yine o milletin içinden gelen bir şair tarafından yazıya
geçirilir. Türk destanları arasında bir şair tarafından yazıya geçirilmiş olanı
yoktur. Türk destanları hakkındaki bilgiler yabancı kaynaklardan öğrenilmiştir.
1)
SAKA TÜRKLERİ
Alp Er Tunga Destanı : Türk-İran
savaşlarıyla, Alp Er Tunga’ nın (Şehname’ de Efrasyab olarak geçen kahramanın)
kahramanlıklarının anlatıldığı destandır.
Şu Destanı : İskender ile Türkler
arasındaki savaşların anlatıldığı ve Hükümdar Şu’ nun hayatını anlatan
destandır.
2)
HUN TÜRKLERİ
Oğuz Kağan Destanı : Hun hükümdarı
Mete’ nin yiğitliklerini, doğa üstü özelliklerini, ülkesini genişletip oğulları
arasında nasıl paylaştırdığını anlatan destandır.
3)
GÖKTÜRKLER
Ergenekon Destanı : Bir savaştan
sonra Ergenekon’ a çekilen Türklerin orada çoğalıp, bir demir dağı erittikten
sonra öçlerini alışlarını efsanevi bir biçimde anlatan destandır.
Bozkurt Destanı : Savaş yarası alan
Türkün, dişi bir kurt tarafından kurtarılmasını, korunmasını ve Türklerin sözü
edilen kurtla bu Türk’ ten çoğaldığını anlatır.
4)
UYGUR TÜRKLERİ
Türeyiş Destanı :
Uygur hakanının, üç kızını insanoğluyla evlendirmeyi uygun bulmayarak tanrıya,
kızlarıyla evlenmesi için yakarması ve tanrının bir kurt suretinde görünerek
hakanın kızıyla evlenmesi ve Uygur Türklerinin bu evlenmeden çoğaldığı
anlatılır.
Göç Destanı : Türklerin, kutsal taşı
Çinlilere vermeleri üzerine, tanrı tarafından cezalandırılmaları; kuraklığın
başlaması nedeniyle de göç etmeleri anlatılır.
Türk
milletinin dünyanın yaratılışı hakkındaki inançlarını anlatarak, yakın çağlara
kadar, Orta Asya Türk halkı arasında yaşama gücünü gösteren
Yaratılış Destanı ise bu bölümlerin
dışında bütün Türk destanları içinde dikkate değer bir yer tutar.
Yaratılış
Destanı’ nda Tanrı Kayra Han’ ın dünyayı yaratması ve şeytanı (erglig)
huzurundan kovması anlatılır.
Manas Destanı : İslamiyet dönemi Türk
destanlarındandır. Manas Destanı, Kırgız Türklerinin milli destanıdır. Destan,
baştan sona Manas’ ın kahramanlıklarını anlatır. Türk destanları arasında en
hacimli olanıdır. Manas Destanı, asırlarca “Manasçı” denilen saz şairleri
tarafından söylenmiş ve halk arasında yaşatılmıştır.
Manas
Destanı ilk defa Rus bilgini Radloff
tarafından yazıya geçirilmiştir.
Manas Destanı
“Çırçı’ yı
alalı, henüz çocuk görmedim!
Bu Çırçı
bana hiç, erkek oğul doğmadı!
On dört
yıldır alalı, ana dahi olmadı!
Kutsal bir
yere gidip, adım bile atmadı!
Kutsal
pınara gidip, yanında bile yatmadı!
……………….
Ey Allahu
Tealâ kendini bana yâr et!
Çırçı’ nın
rahminde, bir erkek evlat vâr et!

DİĞER ULUSLARDA DESTANLAR
Destanların
ortak özellikleri:
Çoğunda
yarı tanrısal nitelikler taşıyan bir ya da birçok kahramandan söz edilir. Destan
bu kahramanın eylemleri üzerine kurulmuştur. Olaylar çok geniş bir coğrafya
üzerinde geçer. Bir destanın dünyası ortaya çıktığı zaman içinde düşünebilecek
her şeyi barındıran bütünsel, çok yönlü bir dünyadır. Hemen bütün destanlarda
uzun yolculuklar anlatılır. Çoğu destanda olaylara doğaüstü yaratıklar da
katılır. Kişiler, olaylar, doğal varlıklar hep gerçek yaşamdaki boyutlarından
daha büyük, daha zengindir. Özellikle sözlü destanlarda uzun anlatı, betimleme
(tanımlama) ve konuşma bölümleri bulunur. Öykü içinde öyküye yer
verilir.Törensel söyleyişler ve kamusal duyarlılık hakimdir. Destanlar temel
olarak iki gruba ayrılır.
Sözlü destanlar
Yazının
henüz bulunmadığı ve yaygınlaşmadığı bir kültürde doğan ve kuşaktan kuşağa sözlü
olarak aktarıldıktan sonra yazıya geçirilen destanlardır. Ozan ve şarkıcıların
değişik zamanlarda söylediği şarkı ve şiirlerin bütünleşmesi ve işlenmesiyle
oluşturulurlar. Örnekler:
Gılgameş: MÖ 3000 yıllarında
Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Bilinen
en eski destandır. Babil ve Akad toplumlarınca da benimsenmiştir. Ama bugüne
kalan en eksiksiz biçimi Sümer
toplumunda ortaya çıkmıştır. Zalim Uruk kralı Gılgameş’in ölümsüzlük arayışını
anlatır. Gılgameş ve arkadaşı
Enkidu ile birlikte uzun arayışlardan
sonra ölümsüzlük otunu bulur, ama bir yılana kaptırır.
Ilyada ve Odysseia: MÖ
11-12’nci yüzyıllarda geçtiği sanılmaktadır. Homeros destanları olarak
bilinirler. Yunan Yarımadası’ndaki Akhalar’ın, Anadolu’daki İon krallıklarına
saldırısı ve Akha kral ve prenslerinin daha sonraki serüvenleri anlatılır.
Özellikle Odysseia, Yunan Tragedyası ve Batı edebiyatının önemli bir kaynağıdır.
Diğerleri: Eski İngilizce halk
destanı Beowulf, Eski Almanca
Heldenlieder (kahramanlık türküleri),
Almanca Nibelungenlied ,
Kudrunlied, Fransa'da
Chanson de Geste (kahramanlık
şarkısı), Chanson de Roland (Frank
kralı Charlemagne’ın savaşlarını anlatır), İspanya’da
El Cantar de Mio Cid, Hindistan'da
Mahabharata, Ramayana,
Japonya’da Heike Monogatari.
Edebi destanlar
Belirli bir yazar tarafından eski örneklere uygun olarak ve okunmak üzere kaleme
alınmış destanlardır.
Örnekler:
Vergilius’un Aeneis’i: MÖ 29-19’uncu
yüzyılları kapsar. Troyalı Aeneias’in uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Latin
ülkesine gelerek Lavinium kentini kurması anlatılır. Lavinium sonradan Alba
Langa ve Roma kentlerinin yerine kurulan ilk kenttir.
Milton’un
Paradise Lost’u: İnsanın cennetten
kovuluşu ve tanrının şeytanla mücadelesini anlatır.
Dante’nin
La Divina Commedia’sı (İlahi Komedya)
MS 1310-1321, Ariosto’nun Orlando Furioso’su
(Çılgın Orlando) 1532, Camoes’in Os Lusidas’ı 1572.

YAZILI EDEBİYAT
Türk
Edebiyatı’nda İslamiyet öncesi, bilinen yazılı ürün çok azdır. Bilinen ilk eser
mezar taşları yazılarıdır. Türkler bu dönemde Göktürk ve Uygur alfabelerini
kullanmışlardır. İslam öncesi Türk edebiyatının en önemli yazılı eserleri
Yenisey Nehri kenarındaki
Orhun Abideleri’ dir. Bu abideler Türklerin ulusal alfabesi olan Göktürk
alfabesi ile yazılmıştır.
Orhun
Abideleri, M.S. 720-735 yıllarına ait yazıtlardır. Orhun Abideleri’ nin en
önemli özelliği yazarlarının belli olmasıdır. Bu yazarlar
Bilge Tonyukuk ve
Yolluğ Tigin’ dir.
Orhun
Abideleri, Göktürklerin özgürlükleri için Çinlilerle yaptıkları savaşlar ve bu
savaşlar sonucunda devleti yeniden nasıl kurduklarını anlatır. Devletin
başındaki idareciler, halka, yaptıkları ile ilgili hesap verir. Bu abidelerin
ilki M.S. 720 yılında Bilge Tonyukuk
tarafından yazılmış ve diktirilmiştir.
İkinci ve
üçüncü abideler, Yolluğ Tigin
tarafından yazılmıştır. Bu abidelerin birisi 732 yılında
Kültigin adına, diğeri ise 735
yılında Kültigin’ in ağabeyi Bilge Kağan adına dikilmiştir.
Bilge Tonyukuk abidesinde kullanılan
dil oldukça sadedir. Süse ve sanata kaçmadan halkın konuştuğu dil
kullanılmıştır. Yolluğ Tigin’ in
yazdığı abidelerdeki dil söylev dilidir. Anlatım ağır, oldukça sanatlı ve uzun
sözlerden meydana gelmiştir.
Orhun
Kitabeleri ilk kez 1893 yılında Danimarkalı
Thomsen tarafından okunmuştur.