
1994
Aşağıdakilerin hangisinde
“de”, “da” bağlacı cümleye “eşitlik, gibilik”
anlamı katmıştır?
A)
O şiiri ezberlemiş de
okumamış.
B)
Bundan sonra beklese de
gitmem.
C)
Kitabı okudu da bir
sayfasını bile anlatmadı.
D)
Sözünü ettiğim evi buldum da
satın almadım.
E)
Evdeki olayı ben de
görmüştüm.
ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ

Kİ
Genellikle cümleleri bağlama göreviyle karşımıza çıkar,
çekimli fiillerden de sonra gelir.
Çalışmamış ki zayıf aldı. (neden-sonuç ilgisi)
Bir arkadaşım diyor ki: “Sağlık, ruh ve bedenin
dengede duruşudur.” (açıklama)
Salonda neler yoktu ki: sehpalar, sandalyeler, vitrin,
masa... (örnekleme)
Beni bir gün anlar mı ki? (şüphe, umut)
Onlar bana yeterince değer vermiyorlar ki...
(yakınma)
FBir sözcüğe vurgu yükleyen, o sözcüğün
açıklamasını yaptıran “ki” bağlaçtır.
Ben ki hiçbir zaman kimseye yalvarmadım. (özne
vurgulanmış)
Babam ki en sevdiğim insandır. (vurgulama, açıklama)
NOT:
“ki” bağlacı, sıfat yapma eki “-ki”den farklıdır. Bunların
birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. “ki” bağlacının, cümlenin yapısına
herhangi bir katkısı yoktur; bu yüzden cümleden çıkarıldığında, cümlenin
anlamında daralma olsa da yapısında bozulma olmaz.
“Sokaklar ki biraz ıssız, biraz tenha.”
cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır; çünkü cümleden çıkardığımızda
cümle,
“Sokaklar biraz ıssız biraz tenha.” şeklinde olur, cümlenin
anlamında daralma olmuştur; ama cümle bozuk bir cümle değildir.
“Sokaktaki gece lambaları değiştirilecek.”
cümlesinde, “gece lambaları.” öbeğine “hangi” sorusunu sorarsak, “sokaktaki”
cevabını alırız; bu durumda “sokaktaki” sözcüğü sıfattır, “-ki” de sıfat yapan
“-ki” ekidir.
“ki” bağlacı, ilgi zamiri “-ki”den de farklıdır. Bunların
birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. İlgi zamiri olan “-ki” ismin yerine
geçer.
“Salonun perdeleri eskimiş, oturma odasınınki
pek eskimemiş.” cümlesinde altı çizili ek “perde” sözcüğü yerine kullanılmıştır;
bu durumda bağlaç değil, ilgi zamiridir.

İSE
Bu bağlaç, çoğunlukla karşılaştırma yapar. “se, sa” biçiminde
de karşımıza çıkar.
“Akıllı insan sorunlara çözüm üretir, cahil ise
sorunların suçlularını aramakla geçirir zamanlarını.” cümlesinde altı çizili
sözcük bağlaçtır.
FBağlaç olan “ise” ile şart eki olan “ise, -se,
-sa” birbirleriyle karıştırılmamalıdır. Şart eki olan “ise”den sonra çekim eki
gelebilir ve şart eki adından da anlaşılacağı üzere cümleye şart anlamı katar.
“Çalışırsan başarırsın. Çalışırsa
başarır. Çalışır ise başarır.” cümlelerindeki altı çizili ekler,
şart ekidir; çünkü cümleye şart anlamı kattıkları gibi ilk cümlede “-sa”dan
sonra “-n” şahıs eki gelmiştir. Bağlaç olan “ise” şart anlamı katmaz,
karşılaştırma yapar.
“Üzüntüler paylaştıkça azalır, sevinçler ise
paylaştıkça çoğalır.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır; çünkü
karşılaştırma yapmıştır.

ANCAK, YALNIZ, AMA, FAKAT...
Bu tür bağlaçlar cümlelerdeki karşıtlıkları, çelişkileri,
olumsuzlukları belirtir.
Ben seni özlemiştim; ama sen beni özlememiştin.
Borcumu ödeyeceğim diyor; fakat ödemeye bir
türlü yanaşmıyor.
Seninle dolaşırım;
ancak önce halletmem gereken birkaç iş var.
F”Ama” bağlacı karşıtlığın dışında koşul,
neden-sonuç, pekiştirme anlamları da katar.
Onu hiç ama hiç özlemedim. (pekiştirme)
Tamam, gidebilirsin; ama erken döneceksin. (koşul)
Bu zor işi iki günde bitirdim; ama çok yoruldum.
(neden-sonuç)


1990
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde
“ama” sözcüğü
pekiştirme görevinde kullanılmıştır?
A)
Çok istedim ama oralı bile olmadı.
B)
Onun fakir ama cömert bir arkadaşı
vardı.
C)
Gittiğin yer yakın; ama
mızmızlanıyorsun.
D)
Beni sevmiyor; ama telefon açıyor.
E)
Kitapla hiç ama hiç barışık değildir.
ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ


1981
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde
“ama” bağlacı
koşul anlamında kullanılmıştır?
A)
Birkaç şey söyledi ama duyamadım.
B)
Biraz zor ama zevkli.
C)
Eve gideceksin ama kendi arabanla.
D)
Elbiseleri eski ama tertemiz.
E)
Onun geleceğini söylüyorsun ama
inanamıyorum.
ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ

BAĞLAÇLARA ÖRNEKLER
Aşağıdaki altı çizili sözcükler bağlaçtır.
Ne
eve ne okula uğruyor.
Hem
babasına hem annesine çiçek alıyor.
Yarın ya kitap ya dergi
okuyacaksın.
Onu pek sevmiyorlar; oysa o aslında çok iyi bir
insan.
Beklediğim halde gelmedi; üstelik haber de
vermedi.
Okulu çok severdi; hatta hiç devamsızlığı
yoktu.
Hele
onu bir bulayım, ne yapacağımı biliyorum.
Bir
seninle bir de onunla dolaşacağım.
Şayet
onunla görüşmekte ısrarlıysanız, biraz beklemelisiniz.
Eğer
kitabı okuduysan, bir an önce getir.
Kısaca
seni her gün aramalıyım.
Şu halde
beni anladın, diyebilirim.

ÜNLEMLER
Sevinç, üzüntü, korku, heyecan, yakınma, hayıflanma gibi
aşırı duygulanmaları ifade eden sözcüklerdir, ünlemler tek başına anlamı
olmayan sözcüklerdir.
A!
(şaşma), Oh! (rahatlama), Of! (usanç), Öf!
(kızma)...
Ancak yukarıdaki anlamlarını verdiğimiz ünlemler, başka
cümlelerde başka anlamlara gelebilir, cümleye göre anlam kazanabilir.
A!
Kırk yıllık dostum, burada. (şaşma)
A!
Yeter artık, usandırdın yani. (kızgınlık)
Eyvah!
Bu arsayı zamanında almadım. (hayıflanma)
Fİçinde ünlem bulunan cümlelere ünlem cümlesi
denir.
Ah,
sensizlik canıma tak etti!
Vah,
çocukçağız kaybolmuş!
Tüh,
yine ona söylemeyi unuttum!
F Cümle
içinde ünlem olmasa da o cümle aşırı duygulanmaları ifade ediyorsa yine ünlem
cümlesi olur.
Ne kadar da terbiyesiz çocuk bu!
Nasıl böyle bir durumda cesaretini koruyabiliyorsun!
FÜnlemler çekim eki alarak adlaşabilirler.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
FHayvanlara söylenen sözcükler de birer ünlemdir.
Hoşt!, pist!, oha!, deh!, pisi pisi!, çüş!...
Hitapları ünlem olarak kabul eden kaynaklar vardır.
Arkadaşlar,
acele ediniz!
Yolcular,
otobüsünüz kalkmak üzere; acele ediniz.