BAĞLAÇLAR



 


 

 

BAĞLAÇLAR

Sözcük türlerinden biri olan bağlaçların tek başına anlamı yoktur, sözcükleri, söz öbeklerini, cümleleri birbirine bağlar.

 

Bağlaçlar anlam olarak edatlara benzer, bu yüz­den daha çok edatlarla karıştırılır. Bağlaçların sözcükleri, söz öbeklerini, cümleleri bağlamaları edatlardan ay­rılan en önemli özelliğidir; bir de bağlaçların cümle­nin yapısına herhangi bir katkısı yoktur; bu yüzden bağlaçlar cümleden çıkarıldığında cümlenin anla­mında daralma olsa da yapısında bozulma olmaz.

 

“Sanatçı da kendine düşen görevleri yerine getirir.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır; çünkü  cüm­leden çıkardığımızda cümle,

 

“Sanatçı kendine düşen görevleri yerine getirir.” şeklinde olur, cümlenin anlamında daralma olmuş­tur; ama cümle bozuk bir cümle değildir.

 

“İhsan ve Selma bize gelecek.” cümlesi, “İhsan, Selma bize gelecek.” şeklinde söylenebilir; bu du­rumda “ve” sözcüğü bağlaçtır.

 

Dilimizde birçok bağlaç vardır: ancak, yalnız, de, ki, ve, ile, veya, fakat, ama, hiç değilse, çünkü, ne var ki, halbuki, mademki, oysaki, hatta, üstelik, eğer, şayet, ise, yoksa, anlaşılan, meğer, o halde, kısaca, nitekim, zira, ne...ne, ya....ya, ister...ister, ol­sun...olsun, hem...hem, ha...ha, yahut, ya da...

 

En çok kullanılan bağlaçları sırasıyla inceleyelim:

 

 

 

 

VE

 

Sözcükleri, söz öbeklerini cümleleri bağlayan bir bağlaçtır.

 

Niyazi ve Mehmet son derece samimi iki dosttur.”

 

Yukarıdaki örnekte altı çizili sözcükler “ve” bağla­cıyla birbirine bağlanmıştır.

 

Çevrenin etkisi ve okulun eğitimi kişiliğin gelişi­minde önemlidir.”

 

Yukarıdaki örnekte altı çizili söz öbekleri “ve” bağla­cıyla birbirine bağlanmıştır.

 

Kısa sürede sınıfla kaynaşır ve sınıfta önemli bir yer edinir.”

 

Yukarıdaki örnekte altı çizili cümleler “ve” bağla­cıyla birbirine bağlanmıştır.

 

 


 

İLE

 

Bu bağlaç “ve” bağlacıyla aynı işlevde ve anlamda­dır; yalnız cümleleri bağlamaz; ayrıca “-le, -la” biçi­mine de gelebilir.

 

Konuklar ile müşteriler farklı masalarda oturacak­lar.”

 

Yukarıdaki örnekte altı çizili sözcükler “ile” bağla­cıyla birbirine bağlanmıştır.

 

Sorunların çözülmesiyle sorunların olmayışı aynı kefeye konulamayacak kadar farklı şeylerdir.”

 

Yukarıdaki örnekte altı çizili söz öbekleri “ile” bağla­cıyla birbirine bağlanmıştır.

 

 

NOT:

 

“İle” bağlacı, edat olan “ile”den farklıdır. Bunların birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. “İle” bağlacı, “ve” bağlacıyla aynı anlamdadır; “ile” yerine “ve” bağlacını kullanabiliyorsak, “ile” bağlaçtır; “ile” ye­rine “ve” bağlacını kullanamıyorsak, “ile” edattır.

 

Örnek

 

“Babası, kimseyle görüşmek istemiyordu.” cümle­sinde altı çizili bölüm edattır; çünkü “ve” bağlacının anlamında değildir.

 

Bu cümle,

 

“Babası, kimse ve görüşmek istemiyordu.” şeklinde söylenemez.

 

“Sevinmesi ile gülmesi bir oldu.” cümlesinde “ile” sözcüğü “ve” bağlacının ye­rine kullanılabilir, bu du­rumda bağlaçtır.

 

Bu cümle,

 

“Sevinmesi ve gülmesi bir oldu.” şeklinde söylenebilir.

 

“Sorularla  uğraştı bütün gün.” cümlesinde altı çizili bölüm edattır; çünkü “ve” bağlacının anlamında de­ğildir. Bu cümle “Sorular ve uğraştı bütün gün.” şeklinde söylenemez.

 

DE

 

Cümlede daha önce söylenenlere eşitlik, gibilik gibi anlamlar katan bağlaçtır.

 

Salon da çok güzel düzenlenmiş. (diğer yerler gibi)

 

Küçük çocuğa da iki elma verdiler. (diğerine eşit)

 

Sınavı kazanacakmış da ne olacakmış! (küçüm­seme)

 

Gitmem de gitmem, diyordu. (ayak direme, inat)

 

Büyümüş de küçülmüş. (karşıtlık)

 

FÇekimli bir fiilden sonra gelen “de” kesin bağlaç­tır.

 

Gel de bitsin bu özlem.

 

İşlerini bitir de öyle gel.

 

Bir telefon edecek de sonra gelecek.

 

 

NOT:

 

“de” bağlacı, bulunma durum eki “-de”den farklıdır. Bunların birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. “de” bağlacının, cümlenin yapısına herhangi bir katkısı yoktur; bu yüzden cümleden çıkarıldığında, cümle­nin anlamında daralma olsa da yapısında bozulma olmaz.

 

“Yolcular da biraz sıkılmıştı.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır; çünkü  cümleden çıkardığımızda cümle,

 

“Yolcular biraz sıkılmıştı.” şeklinde olur, cümlenin anlamında daralma olmuştur; ama cümle bozuk bir cümle değildir.

 

“Orhan’da ilginç bir kitap var.” cümlesi, “Orhan ilginç bir kitap var.” şeklinde söylenemez; bu durumda “-de(-da)” eki, bulunma durum ekidir.


 

 

1994

 

 

Aşağıdakilerin hangisinde “de”, “da” bağlacı cümleye “eşitlik, gibilik” anlamı katmıştır?

 

A)    O şiiri ezberlemiş de okumamış.

B)    Bundan sonra beklese de gitmem.

C)    Kitabı okudu da bir sayfasını bile anlatmadı.

D)    Sözünü ettiğim evi buldum da satın almadım.

E)    Evdeki olayı ben de görmüştüm.

 

 

 

 

ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

Genellikle cümleleri bağlama göreviyle karşımıza çıkar, çekimli fiillerden de sonra gelir.

 

Çalışmamış ki zayıf aldı. (neden-sonuç ilgisi)

 

Bir arkadaşım diyor ki: “Sağlık, ruh ve bedenin den­gede duruşudur.” (açıklama)

 

Salonda neler yoktu ki: sehpalar, sandalyeler, vitrin, masa... (örnekleme)

 

Beni bir gün anlar mı ki? (şüphe, umut)

 

Onlar bana yeterince değer vermiyorlar ki... (ya­kınma)

 

FBir sözcüğe vurgu yükleyen, o sözcüğün açık­lamasını yaptıran “ki” bağlaçtır.

 

Ben ki hiçbir zaman kimseye yalvarmadım. (özne vurgulanmış)

 

Babam ki en sevdiğim insandır. (vurgulama, açık­lama)

 

 

 

NOT:

 

“ki” bağlacı, sıfat yapma eki “-ki”den farklıdır. Bunla­rın birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. “ki” bağlacı­nın, cümlenin yapısına herhangi bir katkısı yoktur; bu yüzden cümleden çıkarıldığında, cümlenin anla­mında daralma olsa da yapısında bozulma olmaz.

 

“Sokaklar ki biraz ıssız, biraz tenha.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır; çünkü cümleden çıkardığı­mızda cümle,

“Sokaklar biraz ıssız biraz tenha.” şeklinde olur, cümlenin anlamında daralma olmuştur; ama cümle bozuk bir cümle değildir.

“Sokaktaki gece lambaları değiştirilecek.” cümle­sinde, “gece lambaları.” öbeğine “hangi” sorusunu sorarsak, “sokaktaki” cevabını alırız; bu durumda “sokaktaki” sözcüğü sıfattır, “-ki” de sıfat yapan “-ki” ekidir.

 

“ki” bağlacı, ilgi zamiri “-ki”den de farklıdır. Bunların birbirleriyle karıştırılmaması gerekir. İlgi zamiri olan “-ki” ismin yerine geçer.

 

“Salonun perdeleri eskimiş, oturma odasınınki pek eskimemiş.” cümlesinde altı çizili ek “perde” sözcüğü yerine kullanılmıştır; bu durumda bağlaç değil, ilgi zamiridir.

 

 

 

 

 

 

İSE

 

Bu bağlaç, çoğunlukla karşılaştırma yapar. “se, sa” biçiminde de karşımıza çıkar.

 

“Akıllı insan sorunlara çözüm üretir, cahil ise sorunların suçlularını aramakla geçirir zamanlarını.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaçtır.

 

FBağlaç olan “ise” ile şart eki olan “ise, -se, -sa” birbirleriyle karıştırılmamalıdır. Şart eki olan “ise”den sonra çekim eki gelebilir ve şart eki adından da an­laşılacağı üzere cümleye şart anlamı katar.

 

“Çalışırsan başarırsın. Çalışırsa başarır. Çalışır ise başarır.” cümlelerindeki altı çizili ekler, şart ekidir; çünkü cümleye şart anlamı kattıkları gibi ilk cümlede “-sa”dan sonra “-n” şahıs eki gelmiştir. Bağlaç olan “ise” şart anlamı katmaz, karşılaştırma yapar.

 

“Üzüntüler paylaştıkça azalır, sevinçler ise paylaştıkça çoğalır.” cümlesinde altı çizili sözcük bağlaç­tır; çünkü karşılaştırma yapmıştır.

 

 

 

 

ANCAK, YALNIZ, AMA, FAKAT...

 

Bu tür bağlaçlar cümlelerdeki karşıtlıkları, çelişkileri, olumsuzlukları belirtir.

 

Ben seni özlemiştim; ama sen beni özlememiştin.

 

Borcumu ödeyeceğim diyor; fakat ödemeye bir türlü yanaşmıyor.

 

Seninle dolaşırım; ancak önce halletmem gereken birkaç iş var.

 

F”Ama” bağlacı karşıtlığın dışında koşul, neden-sonuç, pekiştirme anlamları da katar.

 

Onu hiç ama hiç özlemedim. (pekiştirme)

 

Tamam, gidebilirsin; ama erken döneceksin. (koşul)

 

Bu zor işi iki günde bitirdim; ama çok yoruldum. (ne­den-sonuç)

 

 

 

 

 

 

 

1990

 

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ama” sözcüğü pekiştirme görevinde kullanılmıştır?

 

A)     Çok istedim ama oralı bile olmadı.

B)     Onun fakir ama cömert bir arkadaşı vardı.

C)    Gittiğin yer yakın; ama mızmızlanıyorsun.

D)    Beni sevmiyor; ama telefon açıyor.

E)     Kitapla hiç ama hiç barışık değildir.

 

 

 

ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1981

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ama” bağlacı koşul anlamında kullanılmıştır?

 

A)    Birkaç şey söyledi ama duyamadım.

B)    Biraz zor ama zevkli.

C)    Eve gideceksin ama kendi arabanla.

D)    Elbiseleri eski ama tertemiz.

E)    Onun geleceğini söylüyorsun ama inanamıyorum.

 

 

 

 

ÇÖZÜM İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

 

 

BAĞLAÇLARA ÖRNEKLER

 

Aşağıdaki altı çizili sözcükler bağlaçtır.

 

Ne eve ne okula uğruyor.

 

Hem babasına hem annesine çiçek alıyor.

 

Yarın ya kitap ya dergi okuyacaksın.

 

Onu pek sevmiyorlar; oysa o aslında çok iyi bir in­san.

 

Beklediğim halde gelmedi; üstelik haber de ver­medi.

 

Okulu çok severdi; hatta hiç devamsızlığı yoktu.

 

 

Hele onu bir bulayım, ne yapacağımı biliyorum.

 

Bir seninle bir de onunla dolaşacağım.

 

Şayet onunla görüşmekte ısrarlıysanız, biraz bek­lemelisiniz.

 

Eğer kitabı okuduysan, bir an önce getir.

 

Kısaca seni her gün aramalıyım.

 

Şu halde beni anladın, diyebilirim.

 

 

 

 

ÜNLEMLER

 

 

Sevinç, üzüntü, korku, heyecan, yakınma, hayıf­lanma gibi aşırı duygulanmaları ifade eden sözcük­lerdir, ünlemler tek başına anlamı olmayan sözcük­lerdir.

 

A! (şaşma), Oh! (rahatlama), Of! (usanç), Öf! (kızma)...

 

Ancak yukarıdaki anlamlarını verdiğimiz ünlemler, başka cümlelerde başka anlamlara gelebilir, cüm­leye göre anlam kazanabilir.

 

A! Kırk yıllık dostum, burada. (şaşma)

 

A! Yeter artık, usandırdın yani. (kızgınlık)

 

Eyvah! Bu arsayı zamanında almadım. (hayıflanma)

 

 

Fİçinde ünlem bulunan cümlelere ünlem cümlesi denir.

 

Ah, sensizlik canıma tak etti!

 

Vah, çocukçağız kaybolmuş!

 

Tüh, yine ona söylemeyi unuttum!

 

 

F Cümle içinde ünlem olmasa da o cümle aşırı duygulanmaları ifade ediyorsa yine ünlem cümlesi olur.

 

Ne kadar da terbiyesiz çocuk bu!

 

Nasıl böyle bir durumda cesaretini koruyabiliyorsun!

 

FÜnlemler çekim eki alarak adlaşabilirler.

 

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

 

 

FHayvanlara söylenen sözcükler de birer ünlemdir.

 

Hoşt!, pist!, oha!, deh!, pisi pisi!, çüş!...

 

Hitapları ünlem olarak kabul eden kaynaklar vardır.

 

Arkadaşlar, acele ediniz!

 

Yolcular, otobüsünüz kalkmak üzere; acele ediniz.